Ad Square
10394628_10152288654103380_2031411598537769774_n

Doğada Yoga Günleri Başladı…

Share on Facebook Bunu paylaş:YazdırFacebookLinkedInRedditE-postaStumbleUponGoogleTumblrPinterest Devamı →

selman ada

Selman Ada DOB Genel Müdürü Oldu…

Yaşamını Mersin’de sürdüren Besteci, Orkestra Şefi, Piyanist Selman Ada, 24 Temmuz 2014 tarihinde Devlet Opera ve... 

DSC_0027

L. Hair World’de Framesi Bakım Günleri Başladı…

Mersin’in ilk ve tek okullu bayan kuaförü Leyla Dilgil geçtiğimiz günlerde faaliyete geçirdiği L. Hair World... 

memoss001

Memoş Tantuni Kurumsallaşma Sürecini Hızlandırdı…

Mersin’in en lezzetli tantuni markası olan Memoş Tantuni son bir kaç yılda yaptığı değişimlerle tüketicilerin... 

DSC_0173

L.Hair World Açıldı…

Mersin’in ilk ”okulundan mezun” kuaför salonu açıldı. İngiltere’de yaşadığı yıllarda yüksek okul... 

1.179 views

E. Özlem Çetin – Zor sanattır velhasıl dediko(y)du

Kategori : Ana Sayfa, Yazarlar - Etiketler :, - Tarih : 11 Ocak 2013

gossip2

Zor sanattır velhasıl dediko(y)du…

76128_464974168379_1933068_n

E. Özlem ÇETİN

 

“Zekâ seviyesini minimale indirgeyip iletişim kurma şekli” sanatına verilen isimdir.

Topluluk içinde yapılan bir nevi fikir teatisi de denerek oldukça masum ve sevimli bir dil kullanarak ifade edilebilir.

 

Bir görmeden inanma edimidir dedikodu. Sinirlendirici ve aynı zamanda yapan kişi için monotonluğu ortadan kaldırıcı bir malzemedir, ne var ki gerçekleştiğinde bu kadar masum bir içeriğe sahip değildir.

 

Dedikodusu yapılacak olan kişinin yaşamını inceden inceye bilmek ve incelemek gerekir, yapılacak başka hiçbir faydalı iş yokmuş gibi. Yeni üretilecek ve olmayan konuların kişi ve yaşamıyla bağdaşıyor olması inandırıcılığı arttıracaktır. İnce hesap ister bu işler…

 

İnsanı çileden çıkarır, kendi hayatlarından hoşnut olmayan bir gurup insanın çaba harcayarak ettikleri bu sohbetlerde lafın sonu nereye uzanır önemsenmez. Kelimelerin hiçbir zaman otuz iki dişin arasında yer alan kemiksiz organ aracılığı ile çıktığı hali ile kalmayacak olması; hem yapan hem de yapılan kişi için kötüye giden durumlara sebep olur.

 

Her insan hayatında en azından bir kere yapar, pişman mı olur yoksa zevk mi alır, bunun cinsiyetle ya da kişilikle alakası var mıdır? İyi tarafları bulunur mu bulunmaz mı? Hala tartışılır. Okullarda ders olarak okutulur, “enformal” iletişim başlığı altında tezler hazırlanır, iş yerlerinde iletişimler dedikodu ile kurulmalı mıdır kurulmamalı mıdır? İnceleme altına alınmıştır.

 

Gabriel Garcia Marquez’in güzel tanımı ile” herkesin bildiği gizli şeyleri konuşmak” tır dedikodu. Ancak bazen gerçek olaylar ve konular hakkında olsa da, genellikle kişiler arasında konuşulduğundan, kişilerin birbirlerine olayı veya haberi iletimi sırasında yanlışlıklar ve çarpıklıklar içermektedir.

 

Bir sürü soru zincirini akla getiren dedikodu; aslında o kadar da rastgele bir sisteme sahip değildir. Kendi dünyasında faydalı işlere ve düşüncelere harcanacak zamanın boş olan bu teatiye harcanmasını gerektirir. Ne çok boşa harcanan; zaman, hayat, enerjidir dedikodu. Kişisel ve toplumsal gelişimden çalar ve insanin hayat enerjisini yanlış yöne kanalize etmesine yol acar.

 

Lafın sonu bilinmeden, varılan yargıların sorumluluğu taşımadan yapılan dedikodu, içinde bulunan kişi ve kişileri bir süre sonra çığrından çıkaracak, çemberin daralmasına sebep olacak, yapan da dinleyen de yerini bilemeyecek ve herkes bu durumdan zarar edecektir. Kesin yargılarda bulunmak da ilişkilerin şekillerinin bozulmasına yol açacaktır. Bulunulan ortamda kimin hangi zamanda doğru söyleyip söylemediğini tartmak gerekir ki oldukça zor bir durumdur.

 

Işık Menderes’in özetlediği noktadan bakarsak dedikoduya; Gelecek sefere dedikodu yapmaya kalkıştığınızda kendinizi yakalayın. Eğer söylediklerinizin farkında olursanız, hakkınızda pek çok şey keşfedeceksiniz. Başkalarına duyduğunuz merak duygusunu bahane ederek bu hareketinizi örtbas etmeye çalışmayın.” diyerek kendimize ayna tutabiliriz.

Rüyada görüldüğünde bile, “utanç duyabileceğiniz bir duruma düşebileceğinizi bildiren eylem” tanımına sahip olduğuna göre; uyanıkken yapılanının utanç ötesinde bir his yaşatması gerekir insana.

 

Dedikodudan uzaklaşmak için; anlatacak daha değerli şeylere sahip olmak, düşünmek, raflarda duran kitaplarınızı okumak, yeni bakış açılarına sahip olmak için doğru ortamlarda bulunmak, dedikodu yapılan ortamdan uzaklaşmak, konuşulan konuların bilgi ve fikir odaklı olmasını sağlamak, en nihayetinde meselenin özü olan “dedikoduya yabancılaşmak” gerekir.

 

Çocukluk pür neşe, gençlik telâşe, gerisi meşgale.

Dedikoduya yabancılaşmak lazım.

 

 

Share on Facebook

Kategoriler

Popüler Konular

Rastgele Konular

iletişim

webmaster@thecitydergisi.com