Ad Square
10394628_10152288654103380_2031411598537769774_n

Doğada Yoga Günleri Başladı…

Share on Facebook Bunu paylaş:YazdırFacebookLinkedInRedditE-postaStumbleUponGoogleTumblrPinterest Devamı →

selman ada

Selman Ada DOB Genel Müdürü Oldu…

Yaşamını Mersin’de sürdüren Besteci, Orkestra Şefi, Piyanist Selman Ada, 24 Temmuz 2014 tarihinde Devlet Opera ve... 

DSC_0027

L. Hair World’de Framesi Bakım Günleri Başladı…

Mersin’in ilk ve tek okullu bayan kuaförü Leyla Dilgil geçtiğimiz günlerde faaliyete geçirdiği L. Hair World... 

memoss001

Memoş Tantuni Kurumsallaşma Sürecini Hızlandırdı…

Mersin’in en lezzetli tantuni markası olan Memoş Tantuni son bir kaç yılda yaptığı değişimlerle tüketicilerin... 

DSC_0173

L.Hair World Açıldı…

Mersin’in ilk ”okulundan mezun” kuaför salonu açıldı. İngiltere’de yaşadığı yıllarda yüksek okul... 

1.042 views

Selman Ada – Muhafazakâr Avant Gardiste

Kategori : Ana Sayfa, Kültür-Sanat, Yazarlar - Etiketler :, , - Tarih : 08 Ocak 2013

_DSC6067

Selman ADA

Aralık 2012

Muhafazakâr Avant Gardiste

Kişi, hem muhafazakâr hem de avant gardiste (öncü) olabilir.

Ancak ciddi bir birikim, eğitim, araştırma, ve düşünce üretimiyle mümkündür bu.

Muhafazakârlık temelde dilsel, bilimsel, sanatsal, felsefî ve millî değerlerin paylaşıldığı bir ortaklıktır. Millet olmanın temelini teşkil eder. Sanatçı, geçmişten süzülüp miras olarak gelen bu değerleri özümseyebilen kişidir. Ancak bu değerlerin üzerine yenilerini kazandırmak, yani “öncü” olmak da sanatın ve sanatçının özünde vardır. Gelecekteki insana mesaj iletmek ve hattâ geleceğin klasiğini yaratmaktır bu öz. Üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin büyük sanatçıların eserleri, daima geleceğe ışınlanmaktadır. Bu bakımdan “öncü-ilerici” bir alandır sanat.

Tabiî geçmişi reddetmek, kendi öz kültürünü yok saymak, yüzünü Batı’ya dönmeye çalışan bazı kesimlerin düştüğü ağır bir yanılgıdır. Böyle yaparak evrensel değerler üreteceğini sanan bu talihsizlere çok sık rastlarız sanat dünyasında. Muhafazakârlık gericilik demek değildir. Üzerine hârikalar yaratılabilecek en sağlam temeldir. Ama üzerine hârikalar yaratmak koşuluyla.

Tek başına muhafazakârlık toplumsal ve hattâ siyasî olabilir. Sanat ise, ne onsuz varolabilir ne de sadece onunla. “Muhafazakâr sanat” tâbirini sevimsiz buluyorum. Kanımca “klasik sanat” demek daha yerinde olur.

Muhafazakâr biri öncü-ilerici olabilmektedir. Ama muhafazakâr olmayan biri (yaşadığı toplumun geçmişten süzülerek gelen değerlerini reddeden yaklaşımıyla) hara kiri yapmış olur! Kalıcı değer üretemez. Yaşadığı toplumla barışık değildir. Çünkü sanat, zamanda sürekli seyir halindedir. Uzun zaman dilimlerinde yeni değerler üretildikçe eski değerlerin üzerine eklenir. Geçmişin kabûl görmüş yüksek değerlerini dikkate almadan yeni bir girişimde bulunmak olsa olsa cehâlettir.

Tek başına muhafazkârlık, sanatta yaratıcılığın en tehlikeli düşmanı olabilir. Muhafazakâr kelimesi küçültücü bir sıfat olarak da kullanılagelmiştir sanat çevrelerinde. Zîrâ yeniliğe kapalı ve hattâ düşman olmakla karıştırılır muhafazakârlık. Bu durum ancak gericilikle açıklanabilir. Binaenaleyh “muhafazakârlık, gericilikle ilgisi olmayan bir olgudur”.

Yeniliğe açık olmak, yeni değerlere sahip çıkmak bu topraklarda yaşayan insanın özünde vardır asırlardan beri.

Muhafazakâr Avant gardiste”, çağının ve geçmişin değerlerine, geleceği herkesten evvel yaşayarak yeni değerler katandır.

Geçmişe sahip çıkan, bugünü iyi okuyan, yarını planlayabilen gelişmiş insan modelidir de diyebiliriz. Yaratıcılık ve yoğunluk gücüne göre dehânın da tariflerinden biri olabilir bu birliktelik.

Geçmişi ve bugünü özümsemeden, sadece geleceğe mesaj bırakmaya çabalayanlar, ya da geçmişi özümseyip, bugünü okuyamayan ve geleceği ıskalayanlar ortalama insan tipleridir.

Kendi özümüze baktığımızda Yunus Emre, Mevlâna, Mimar Sinan gibi üstün kişilikleri bir düşünelim. Hepsi de gücünü geçmişten alan, gününü iyi okuyan, geleceğe mesaj verebilmiş dâhîler.

Share on Facebook

Kategoriler

Popüler Konular

Rastgele Konular

iletişim

webmaster@thecitydergisi.com