Ad Square
10394628_10152288654103380_2031411598537769774_n

Doğada Yoga Günleri Başladı…

Share on Facebook Bunu paylaş:YazdırFacebookLinkedInRedditE-postaStumbleUponGoogleTumblrPinterest Devamı →

selman ada

Selman Ada DOB Genel Müdürü Oldu…

Yaşamını Mersin’de sürdüren Besteci, Orkestra Şefi, Piyanist Selman Ada, 24 Temmuz 2014 tarihinde Devlet Opera ve... 

DSC_0027

L. Hair World’de Framesi Bakım Günleri Başladı…

Mersin’in ilk ve tek okullu bayan kuaförü Leyla Dilgil geçtiğimiz günlerde faaliyete geçirdiği L. Hair World... 

memoss001

Memoş Tantuni Kurumsallaşma Sürecini Hızlandırdı…

Mersin’in en lezzetli tantuni markası olan Memoş Tantuni son bir kaç yılda yaptığı değişimlerle tüketicilerin... 

DSC_0173

L.Hair World Açıldı…

Mersin’in ilk ”okulundan mezun” kuaför salonu açıldı. İngiltere’de yaşadığı yıllarda yüksek okul... 

1.716 views

Rejisör Evin Atik Röportajı…

Kategori : Ana Sayfa, Kültür-Sanat, Yazarlar - Etiketler :, , , , , , , - Tarih : 24 Ocak 2013

DSC_0431 

OPERA REJİSÖRÜ NE İŞ YAPAR?

DSC_0261

Selman Ada ve Evin Atik

Opera Rejisörü, bir yazar ve bestecinin belirli bir konu üzerine yarattıkları opera eserini ya da  sözlü müzikli sahne eserini sahneye koyan, yani söz yazarı ve besteciden sonra yapısını bozmaksızın o esere, kendi bakış açısını da katarak sahne üzerinde yeniden can veren kişidir.

DSC_0281 DSC_0269

“Görevinin niteliği, söz yazarı ve bestecinin sözler ve notalarla anlattıklarını iyi anlamak ve seyirciye en doğru ve en güzel biçimde aktarmak olduğundan, ağır bir sorumluk taşır Opera Rejisörü”.

 

Bunun için sahneye konulacak olan eseri; sözel ve müzikal yapı, söz ve müziğin birbirleriyle ilişkileri, anlatılan konu, ilgili eserin konusunun geçtiği dönem, karakterler ve bunun gibi pek çok yönden inceler, analiz eder ve eseri nasıl sahneye koyacağı, karakterleri canlandıracak sanatçıların kimler olması gerektiği, dekor-kostüm ve ışık tasarımının kimler tarafından ve nasıl yapılacağı hakkında bir sonuca varır. Daha sonra dekor, kostüm ve ışık tasarımlarını yapacak olan ilgili görevlilere eser hakkındaki bilgi birikimlerini ve düşüncelerini aktararak gerekli yönlendirmeleri yapar ve ortak çalışma süreci bitiminde son kararları verir. Müzikal ve sözel çalışmalarını tamamlamış olan ve eserin karakterlerini canlandıran sanatçılarla sahne provaları ile dekorlu, kostümlü ve ışıklı yapılan genel provalar da yapıldıktan sonra artık Opera Rejisörünün görevi tamamlanmış ve eserin seyirciyle buluşma zamanı gelmiştir.

 DSC_0536 DSC_0473

ÜLKEMİZDE SANAT İZLEYİCİSİ ÇOK AZ. SİZCE DEVLET OPERA VE BALESİ’NİN ÇOCUK OYUNLARINI ARTIRMASI GELECEK İÇİN YARAR SAĞLAR MI?

 

            “Sanat ürünlerinin izleyici ya da alıcı bulması, önceden hakkında edinilmiş bilgiyle doğru orantılıdır”.

Bireylerin ve giderek toplumun, ilgili sanat dalı hakkında bilgileri bulunmuyorsa ya da daha önce, bir şekilde karşılaşmamışlarsa, o sanata ilişkin eser ya da eserleri sevmeleri ya da en azından ilgi duymaları ve pek tabii ki bu konuda alışkanlık edinmiş olmaları beklenemez. Bu gün ülkemizdeki temel eğitim sürecinde hemen hemen hiç yer almayan ya da bireysel çabalarla yapılan ancak çok yetersiz kalan müzik eğitimi, opera sanatına da yeterli ilgi oluşmasına engel olmakta. Bu bağlamda Devlet Opera ve Balesinin altı ilde bulunan müdürlüklerine büyük bir sorumluluk düşüyor. Devlet opera ve baleleri bu alanda eksik kalan  eğitimi tamamlamak ve bu sanata ilişkin tanıtım yapmak zorunda kalıyor. Bu noktada çocuk oyunları, çok erken yaşlarda bu konudaki ilk tohumları atmak için çok uygun ve etkili. Tabii nitelikli çocuk oyunlarından söz ediyorum.

 

Yarının opera ve bale seyircisini kazanmanın ve bu sanat dallarının bireylere sağlayacağı kazanımlara ulaşmanın yolu, çocuk müzikalleri, müzikli çocuk oyunları ve çocuk baleleri için daha fazla eserin yazılması ve bu eserlerin  öncelikle Devlet Opera ve Balelerinde sonra da opera ve bale müdürlüğünü olmayan illere turneler yapılarak  sahnelenmesi olacaktır diye düşünüyorum. Çünkü, çocuk yaşta ilk görülen ve öğrenilenler taze belleklerde derin izler bırakıyor ve neredeyse yaşamın sonuna dek unutulmuyor. Zaten bu nedenle de genel anlamda çocuk oyunlarının hem yaratılmasına hem de sahnelenmesine çok daha fazla önem verilmesi gerekiyor.

 DSC_0525 DSC_0271

MERSİN’DEKİ ÇALIŞMALARINIZDA MEMNUN KALDIĞINIZ NOKTALARLA, VARSA EKSİKLİĞİNİ GÖRDÜĞÜNÜZ YÖNLERDEN SÖZ EDER MİSİNİZ?

 

Mersin Devlet Opera ve Balesi’nde bu güne dek iki opera sahneye koydum. Her ikisi de yetişkinler içindi. Bu kez, sözlerini DOB Genel Müdür Yardımcısı Şadi Erdoğan’ın müziğini ise Mersin’de yaşayan ülkemizin usta bestecisi Selman Ada’nın yarattığı  “Keloğlan’ın Sırrı” adlı çocuk oyunu için geldim. Mersin, benim için her yönden önemli bir  kent. Hem yaşamakta olduğum İzmir’in benzeri olması hem de Mersin Devlet Opera ve Balesinde şevkle ve keyifle görev yapan sanatçı dostlarım nedeniyle gerçekten çok seviyorum Mersin’i. Ancak sadece görev amacıyla geldiğim için doğal güzelliklerini ve tarihi mekanlarını henüz ziyaret imkanı bulamadım ama dileğim bunu da en kısa zamanda başarabilmek.

 

Mersin Devlet Opera ve Balesi’nde solist ve korist sanatçı sayısı İzmir’e göre oldukça az. Yoğun programa yetişebilmek zaman zaman Mersin sanatçılarını zorlarken zaman zaman da günün hava koşullarının da etkisiyle sağlıkları üzerinde olumsuz etkiler yapabiliyor. Sanatçı sayısının sınırlı olması, her rolde birden fazla sanatçının çalışmasını hemen hemen imkansız kıldığından sağlık sorunu yaşayan bazı sanatçılar çalışmalara birkaç gün de olsa katılamadığında kısa süreli bazı sıkıntılar yaşadım zaman zaman. Hatta bazı sanatçılar sağlık sorunları halen sürerken temsil yapmak zorunda bile kaldılar “perde asla kapanmamalı” anlayışıyla. Bu arada tüm bale sanatçıları ile teknik ekibin büyük bir kısmının görevli olduğu bir de bale turnesi vardı prova sürecinin içinde. Dolayısıyla, müdürlüğün destek veren yaklaşımı ve kurum ressamları ile terzi atölyesinin eksikliği hissettirmemek için büyük bir özveriyle çalışması zorlukları aşmamızda etkili oldu. Oyundaki hayvan figürleri ve çocuk rollerinin bazıları için ise son üç gün için İzmir Devlet Opera ve Balesi’nin geçmişte bu rolleri canlandıran kıdemli bale sanatçıları konuk oldular Mersin’e. Bu katkı, çalışma sürecinde ve temsilde keyifli bir enerji sağladı.

 

Aslında en büyük sıkıntı, seyirci kitlesinin çocuk olması nedeniyle oluşan gürültünün üstesinden gelmek amacıyla kullanılmak zorunda kalınan ses sisteminde yaşandı. Eserde sözleri ve müzikal partisi olan 13 karakterin bulunması oyuncular için 13 tane mikrofon kullanmayı gerektirdi. Orkestra için de hiç olmazsa 8 mikrofon gerekmekteydi. Yeterli düzeyde teknik malzeme ve donanım olmaması bir yandan işimizi zorlaştırırken öte yandan mikrofonla çalışmanın, çıplak ses kullanan opera şarkıcısı için alışılmış bir durum olmaması en iyiye ulaşmaya çalışan bizler için güçlük yarattı.

 

“Eğitimde birinci derece görevli olan öğretmen ve velilerimizin bir gösteri izlerken çocuklarımızın yanında olması ve salonda sükuneti sağlaması hem gösteriyi izlemeye çalışan çocuklarımızı memnun edecek ve onlara ulaşmaya çalışan sanatçılarımızı rahatlatacak hem de bizi seyircimizle aramıza elektronik bir sistem eklemekten kurtaracaktır diye düşünüyorum”.

 

ÇOCUKLARI OPERAYA BEKLEYEREK GENİŞ KİTLELERE ULAŞILMAYACAĞINA GÖRE ACABA BAŞKA İL VE İLÇELERE TURNELERİ ARTIRMAK YARARLI OLUR MU? ÇOCUK MÜZİKALİ ALANINDA FARKLI BİR GÖRÜŞ VEYA ÖNERİNİZ VAR MI?

 

            “Çocuk müzikalleri, çocuk müzikli oyunları, çocuk operaları, çocuk baleleri, genel olarak tüm çocuk oyunları, geleceğimiz olan çocuklarımızın pek çok yönden gelişimleri için olmazsa olmazlardandır”.

Bu nedenle ne kadar çok çocuğumuza ulaşabilirsek o kadar yararlı olacaktır. Bunun için belki de yetişkinler için  yapılan oyunların turnesinden çok daha fazla turne yapmalıdır çocuk oyunları ki daha çok çocuk yararlanabilsin.

“Unutulmamalıdır ki; yarınımızı, bu günden başlarsak yaratabiliriz”.

 

Genel olarak çocuk oyunları, yetişkinler tarafından, çocuklar tarafından ve yetişkinler ile çocuklardan oluşan karma gruplar tarafından oynanan oyunlardan oluşmaktadır. Bu gün Mersin Opera ve Balesi’nde sahnelenmeye başlanan “Keloğlan’ın Sırrı” yetişkin sanatçıların oynadığı oyunlardandır. Sadece çocukların oynayacağı oyunlar ise, tek tek seslerin seyirciye ulaşma güçlüğü başta olmak üzere teknik bazı kaygılarla pek yazılmamakta ve sahnelenmemektedir. Ancak bu tür oyunlar, ulaşılabilir görünmesi nedeniyle, çocuğun kendisinin de yer alabileceği düşüncesini yarattığından daha çekici ve özendirici olacaktır. Böylece her bir oyuncu çocuğun, birden fazla yetişkin ve çocuk seyirciyi çekmesi de sağlanabilmektedir.

_wp_es_foto_ef0977s02

Çocuk oyunları konusunda o kadar çok söylenecek şey var ki… Sözlerimi, Mersin Devlet Opera ve Balesi’nde birlikte çalıştığım, büyük bir özveriyle görev yapan sanatçılar, teknik elemanlar, büro elemanları ve yöneticilere ayrı ayrı teşekkürlerimi sunarak tamamlamak istiyorum. Mersin seyircisiyle başka oyunlarda da buluşabilmek dileğiyle

 

Share on Facebook

Kategoriler

Popüler Konular

Rastgele Konular

iletişim

webmaster@thecitydergisi.com