Ad Square
10394628_10152288654103380_2031411598537769774_n

Doğada Yoga Günleri Başladı…

Share on Facebook Bunu paylaş:YazdırFacebookLinkedInRedditE-postaStumbleUponGoogleTumblrPinterest Devamı →

selman ada

Selman Ada DOB Genel Müdürü Oldu…

Yaşamını Mersin’de sürdüren Besteci, Orkestra Şefi, Piyanist Selman Ada, 24 Temmuz 2014 tarihinde Devlet Opera ve... 

DSC_0027

L. Hair World’de Framesi Bakım Günleri Başladı…

Mersin’in ilk ve tek okullu bayan kuaförü Leyla Dilgil geçtiğimiz günlerde faaliyete geçirdiği L. Hair World... 

memoss001

Memoş Tantuni Kurumsallaşma Sürecini Hızlandırdı…

Mersin’in en lezzetli tantuni markası olan Memoş Tantuni son bir kaç yılda yaptığı değişimlerle tüketicilerin... 

DSC_0173

L.Hair World Açıldı…

Mersin’in ilk ”okulundan mezun” kuaför salonu açıldı. İngiltere’de yaşadığı yıllarda yüksek okul... 

2.601 views

Prof. Dr. Ahmet Özer – Yeni Anayasa Nasıl Olmalı..?

Kategori : Ana Sayfa, Yazarlar - Etiketler :, , , , , , , , - Tarih : 07 Şubat 2013

008

Yeni anayasayı yapacak olan yeni meclisin iki önemli avantajı var: Bunlardan biri seçimlerde  katılım oranının yüksek olmasıdır; ikincisi ise temsil oranının yüksek bir meclis olmasıdır.  O nedenle  yeni parlementonun şimdiki gücü tüm kesimleri temsil eden partiler arası bir uzlaşma komisyonunun kurulmuş olmamasında yatıyor meğer ki bu avantajı doğru ve etkili kullanabilsin.

005009

Peki başta  Meclis Uzlaşma Komisyonu olmak üzere toplumun tümü ve parlemento yeni anayasa yapım sürecinde nelere dikkat etmelidir? Öncelikle yeni anayasa yapılırken şu sorular sorulmalı ve cevapları net olarak verilmelidir. “Bu anayasa neden gerekli?”, “Yeni anayasanın temel felsefesi ve ilkeleri ne olmalı?”, “Yeni anayasa neleri içermeli ve yapım yöntemi ne olmalı?” gibi sorulara doğru yanıtlar verilmesi son derece önemlidir.

Bu çerçevede yeni anayasanın halletmesi beklenen üç sorun alanı mevcut: Bunlar 82 Anayasası’nda ziyadesi ile var olan ideolojik yapı, ırkçı yapı, antilaik  ve vesayetçi yapıdır. Eğer bu anayasa yeni olacaksa bunun için üç sacayağının sağlam basması lazım.  Bunlar 1)Kürt Meselesi’ne yaklaşımı, 2)Din devlet ilişkilerini düzenleme biçimi 3) Sivil asker Ilişkilerini düzenleme biçimidir.  Bu üç konuda yenilik getirmeyen bir anayasa yeni olamaz.

006

Bu adımların en netamelisi ise Kürt Sorunu konusunda getirilecek yenilik ve çözümler olacaktır.  Mevcut durumda Kürt Sorunu konusunda anayasada yeniliklerin yer alması bazı ön adımların  atılmasına bağlı görünüyor.  Bunlar da, 1)Silahların susturulması; çünkü silahların konuştuğu bir ortamda sağlıklı bir anayasa  çalışması yürütmek ve hele hele böyle önemli bir konuda uzlaşma sağlamak ve anayasa yapmak  mümkün değildir.  Bunun için müzakerelere yeniden başlamanın yapacağı psikolojik  rahatlama çalışmalara pozitif katkı sağlayacaktır. 2)Yeni anayasanın yapılması biraz da demokratik, özgürlükçü  ve çoğulcu bir ortama bağlı.  Bunun için de anayasa yapılmadan önce, adeta bir yol temizliği mahiyetinde olacak yeni bir demokratifleşme paketi yapılmalı;  düşünce ve ifade  özgürlüğü,  örgütlenme özgürlüğü sağlanmalıdır ki yol alınabilinsin. Aksi takdirde bu konularda sözgelimi BDP ile MHP arasında uzlaşma sağlanması zor olacaktır. O zamanda iktidar çıkıp da “ben yapmak istedim ama muhalefet partileri uzlaşmadı” diyerek işin içinden sıyrılmaya ve bu konuda suçu muhalefete yıkmaya çalışabilir. Böyle bir yaklaşımı boşa çıkarmanın yolu ancak yeni anayasa yapıcılarının  aşağıda belirtilmiş olan ilkeleri Kabul etmesinden geçer.

a.İdeolojik açıdan tarafsız  olmalı: Cari anayasa ideolojiktir. O nedenle mevcut  anayasanın başlangıç hükümleri içinde yer alan “Atatürk Milliyetçiliği” belli bir ideolojiyi empoze ediyor. Artık Türkiye’nin çağdaş anayasasının böyle bir ideolojiyi vurgulamasına ve kişi adı vazetmesine gerek ve ihtiyaç yoktur.

b.Etnik açıdan kör olmalı: Yani herhangi bir ırka, etnisiteye anayasada vurgu yapılmamalı; milliyetçi ve ırkçı vurgulara kesinlikle yer vermemelidir. Örneğin mevcut anayasanın 66. Maddesi ırkçı bir yaklaşıma sahiptir. Toplumun sosyolojisi ile uyumlu olmayan bu tür maddeler toplumu ayrıştırmaktan, bir kesimin diğerini ötekileştirmesinden başka işe yaramaz. Oysa anayasalar oydaşmanın ve uzlaşmanın metinleridir; ayrışma ve çatışmanın değil.

c. Anayasada değişmez maddeler olmamalı: Kırmızı çizgi sendromu ile değişmez madde yaklaşımı çağdaş değil. Böyle bir yaklaşım ölülerin dirilere (yaşıyanlara) tahakümü olur. Bugünden yarının kuşaklarının iradesini tutsak etmenin ve tasallut altına almanın demokratik yanı olduğunu kimse ileri süremez. Anayasalar son tahlilde birer hukuk metnidir, gerçek hukuki metinler ise zamandan ve mekandan azade olmak zorundadırlar. Aksi takdirde belli ideolojilerin, ırkların veya dinlerin yasaları olmaktan kendilerini kurtaramazlar.

d. İnançlar açısından tarafsız olmalıdır. Demokratik devletlerin dini, mezhebi olmaz, (teokratik devletlerin olur). Çünkü demokratik devlet bir dini veya mezhebi benimser ve vaz- ederse diğerlerine  mensup vatandaşlarını dışlamış ve karşısına almış olur.  Oysa devlet bu konuda tarafsız ve hakem konumunda olmalıdır. Bu nedenle Diyanet İşleri Başkanlığı ya  tamamen kaldırılmalı ya da demokratik ve toplumun çoğulcu ihtiyaçlarına uygun biçimde yeniden düzenlenmelidir.

e. Hiçbir  alanda vesayetçi olmamalı: 82 Anayasası bireye kuşku ile yaklaşan onu sistemin kimi kurumlarınca devlet karşısında zaptu rapta almayı hedefleyen vesayetçi bir mantaliteye sahiptir. Güçsüzleştirdiği birey karşısında yüceleştirdiği devleti korumaktadır. Dolayısıyla bireyi devletin ve onu temsil eden kimi kurumların vesayetine terk etmektedir. Oysa Türkiye başta askeri darbe ve muhtıralar olmak üzere vesayetten çok çekmiş bir ülkedir. O nedenle yeni anayasa asker-sivil ilişkilerini çağdaş demokrasilerin öngördüğü şekilde yeniden düzenlemelidir. Bu çerçevede Milli Güvenlik Kurulu ya kaldırılmalı ya da bir danışma organına indirgenmeli; Genelkurmay Başkanlığı da Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanmalıdır.

011

Yeni anayasanın yeni ve demokratik olması yukarıda belirtilmiş olan beş alanda sorunların çözümü konusunda anayasal çerçevede adımlar atmasına bağlıdır. Ayrıca bunlara ilaveten eşitlik, adalet, özgürlük anayasanın değerler sistemini oluşturmalı; cins ayırımcılığını ortadan kaldıran bir yaklaşıma sahip olmalıdır. Yeni anayasa yasakları değil, temel hak ve özgürlükleri tarif etmeli; devletin insanı yerine  insanın devleti yaklaşımını benimsemelidir. Hukuk devleti mantalitesine sahip olurken, sadece büyümeyi değil, eşitliği de dikkate alan sosyal devleti öne çıkarmalı ve yargının bağımsızlığı ile devletin tarafsızlığı ilkesine sadık kalmalıdır.

004 002

Mevcut iktidar bu kadar güç biriktirmiş iken bütün bunları ihtiva eden bir anayasa yapar mı? Mevcut konjonktürde akla gelen kritik soru budur. Ya toplumsal baskıyla bunu yapar ya da yapmak istemediği halde (toplumun bu konudaki beklentisini dikkate alarak) “..yaparmış gibi” gözüküp yapmaz.  Yoksa anayasa için uzlaşma komisyonu kurulması aslında …mış gibi yapmanın bir yolu mu?  Çünkü bu doğru bir adım ama yeterli değil.  Her şeyden önce bu komisyonun görev ve yetkileri belirsiz, ikincisi de çok ağır işliyor, üçüncüsü de temel bazı meselelerde bu 4 partinin uzlaşması zor görünüyor.  Bu durumda bir uzlaşma olmayabilir, sonuçta maddeler değişir bu da yeni anayasa olmaz. Eskinin rötuşlarla değiştirilmesi ise Türkiye’ye zaman kaybettirmekten başka bir işe yaramaz.

012

Prof. Dr. Ahmet ÖZER

Toros üniversitesi Rektör Yardımcısı

ahmet.ozer@toros.edu.tr

Share on Facebook

Kategoriler

Popüler Konular

Rastgele Konular

iletişim

webmaster@thecitydergisi.com