Ad Square
10394628_10152288654103380_2031411598537769774_n

Doğada Yoga Günleri Başladı…

Share on Facebook Bunu paylaş:YazdırFacebookLinkedInRedditE-postaStumbleUponGoogleTumblrPinterest Devamı →

selman ada

Selman Ada DOB Genel Müdürü Oldu…

Yaşamını Mersin’de sürdüren Besteci, Orkestra Şefi, Piyanist Selman Ada, 24 Temmuz 2014 tarihinde Devlet Opera ve... 

DSC_0027

L. Hair World’de Framesi Bakım Günleri Başladı…

Mersin’in ilk ve tek okullu bayan kuaförü Leyla Dilgil geçtiğimiz günlerde faaliyete geçirdiği L. Hair World... 

memoss001

Memoş Tantuni Kurumsallaşma Sürecini Hızlandırdı…

Mersin’in en lezzetli tantuni markası olan Memoş Tantuni son bir kaç yılda yaptığı değişimlerle tüketicilerin... 

DSC_0173

L.Hair World Açıldı…

Mersin’in ilk ”okulundan mezun” kuaför salonu açıldı. İngiltere’de yaşadığı yıllarda yüksek okul... 

2.552 views

İhtiyar Delikanlı

Kategori : Ana Sayfa, Spor - Etiketler :, , , , , - Tarih : 10 Ocak 2013

314823_381618858558068_934896534_n (1)

Mersin Hilton Oteli’ndeki spor salonunun işletmeciliğini yapan Milli Vücut Geliştirme ve Fitnesci 55 yaşındaki 2 çocuk babası Sebahattin Tunç, 3-7 Mayıs tarihleri arasında İspanya’nın Santa Susanna kentinde düzenlen IFBB Avrupa Şampiyonası’nda 70-80 kilo Master kategorisinde podyuma çıkarak Avrupa 2’ncisi oldu. Çocukluğundan bu yana sporla iç içe olan Tunç, 1957 yılında doğduğu Sakarya’da ilköğretim ve lise eğitimini tamamladıktan sonra ardından vatani görevini yapmak üzere askere gitti. Döndükten sonrada ticarette atılan Tunç, 16 yıl et tavuğu yetiştiriciliği yaptıktan sonra bu sektörden vazgeçerek kendini spora adadı. Ortaokul yıllardan uzakdoğu sporlarına başlayan Tunç, 3 yıl Judo ve Karate yaptı. 13 yılda Tekvando sporu ile ilgilenen Tunç siyah kuşak 2 dan sonra vücut geliştirme başladı. Vücut geliştirme sporunu hem hobi olarak yapan hemde meslek olarak sürdüren Tunç, bugüne kadar yaklaşık 30 birinciliğinin ardından Avrupa 2’nciliği ile bunu taçlandırdı. Şimdi hedefi Dünya Şampiyonası’nda podyuma çıkarak birinciliği Mersin’e getirmeyi planlayan Sebahattin Tunç ile halen çalışmalarını işletmeciliğini sürdürdüğü spor salonunda bir araya gelerek keyifli bir sohbet gerçekleştirdi.

535207_377298938988757_1399176684_n

Çocukluğunuzdan bu yana sporun içindesiniz. Neden 28 yaşında sonra vücut geliştirme sporunu seçtiniz -Ben ferdi sporları seviyorum. Ben her zaman yaşıtlarımdan farklı gözükmeyi isteyen birisiyim. Bu biraz egoizm, narsisim de olabilir. Bu benim içimde var.

Peki bu spora başlarken nelerle karşılaşacağınız biliyor muydunuz -Hayır nelerle karşılaşacağımı bilmiyordum. Neler yaşadım, ben tekvando yaparken beslenme nedir bilmiyordum. Evde ne çıkıyorsa onu yiyiyordum sonra da gidip sporumu yapıyordum. Bu spora girdikten sonra zaman içinde insan vücudunun yaptığı değişiklikleri fark etmeye başladım. Çünkü önümde resimler vardı, insanları görüyordum.

Vücutların değiştiği daha sert, sıkı olduğunu görüyordum. Sonrasında baktım ki bu işin birde beslenme bölümü var. Bununla da ilgilenmeye başladım. Beslenme ile ilgilendiğim zaman çok şey değişmeye başladı.

Tabi zaman içinde okuyarak, izleyerek kendimi hep daha geliştirdim.

‘Ne yerseniz osunuz’ diye çok güzel bir laf var. Çok güzel, yaptığım spora uygun bir laf bu. Proteinin, karbonhidratın insan vücudundaki önemi,  temiz karbonhidrat, kötü karbonhidrat nasıl, bir takım minerallerin insan vücudunda yaptıkları, insan anatomisini, bunların hepsini bu spor öğretti bana.

1341833351_sabahattin_tunc

 

Podyuma ilk çıkışınızı anlatır mısınız?

Bu sporu ilk 8 yıl kendim için amatörce yaptım. Vücudum spora cevap vermeye başlayanca salona gelen bir doktor arkadaşım ‘Sen yarışmaya girmelisin’ dedi. Ben yarışmaları hiç düşünmedim. Arkadaşım üzerime düşünce bende o zaman tamam dedim. Yarışmalar için antrenmanlara başlayıp diye yapınca vücudumun hızlı bir reaksiyon gösterdi, değiştiğini gördüm. Karın bölgesinde o baklaları görünce bunlar bende var mıydı diye çok şaşırdım. Ondan sonra omuzlarım çıktı, adalelerim tel tel çıkmaya başladı. Aynadan kendi vücuduma bakınca çok hoşuma gitti. Daha sonra ne yapmam gerektiğini sorar öğrendim. Ne yapmam gerekiyor, diyet zamanı antrenman sistemim nasıl olmalı hep bunları soruşturdum. Sora sora öğrendim. Bunlar hafıza yazılıyor. Böylelikle ilk yarışıma 1996 yılında Ankara’da katıldım. O yarışmada çok sert bir yarış geçirdim. 24 kişi vardı, bunların hepsi vücut olarak birbirinde iyi ve güzeldi. O yarıştan ben 3’ncü çıktım. Herkes şaşırdı, beni gören dönüp dönüp bana bakıyordu. Kendi kendime ‘Oğlum sen de iş var.

Senin yapın bu spora uydu’ dedi. Sonra podyuma çıkar oldum, severek yapmaya başladım, önüme hedefler koydum. Bunun içinde hep birincilik için antrenman yaptım. Başta diyetlerimde zorlanıyordum. Klasik pirinç tavuk diyetim vardı. Sonra bu ustalaştıkça değişti. Daha rahat diyet yapmaya başladım. En son diyetim de daha rahat diyet yaptım. Hiçbir şeyde gözüm kalmadı. Her şeyi rahatlıkla yedim. Her diyette önüne bir pencere daha açılıyor. Bunları algıladım, hep gördüm. Vücudumun ne istediğini biliyorum.

 

‘PODYUMDA KORKU YARATIRIM’

Podyuma nasıl bir psikoloji ile çıkıyorsunuz?

Ben 70 kiloyum. Bu kiloda podyuma çıktığım zaman adale bakamında çok iyiyiyim, yağ ve suyu sıfırlayabiliyorum. Mastırlarda da 70-80 kilo aralığı var. Ben büyük erkeklerde 70 kilodan çıktıktan sonra 15-20 gün sonra mastırlara 70-80 kilo ağırlığına girdiğimde orada 70 kilo çok düşük kalıyor. Bu sefer 78-80 kiloya yakın olan kişi oda beni geçiyor.

Benim 2’nciliğim oradan geliyor. Yoksa ben kendi sıkletim de her zaman birinciyim. Podyuma çıktığımda her zaman bir korku yaratmışımdır. Ama şimdi herkes bana büyümen lazım diyor, o kiloya gelmen lazım diyor.

Fakat ben vücudumu bozmak istemiyorum. Bu benim vücudum. Dışarıdan destek almadın antrenman ve beslenme ile yaptığım vücut. Teknoloji de ilerledi. Bu sporu yaptığınız için beslenme desteklerini de alıyorsunuz. Nano teknoloji sayesinde protein vücuda 12 saat taksit taksit verilebiliyor. Böyle olunca vücut daha güzel cevap veriyor.

Böyle beslenince başarı da arkasında geliyor. Bende bunlara dikkat ederek 2’nci kez milli olup 2’nci kez Avrupa 2’ncisi oldum. Asıl hedefim birincilikti. Birinci olmak benim için kolay biraz daha istememe bağlı. Son çıktığım podyumdaki performansımdan sonra birinci olabileceğime kanaat getirdim.

 

‘FARKLI, FARK YARATMAK İÇİN SPOR YAPIYORUM’

Çok başarılı bir iş geçmişiniz olmasına rağmen bir anda spora geçiş yaptınız. Neden spora geçtiniz?

-Farklı olmak, yaşıtlarımdan farklı görünmek için sporu bir yaşam biçimi olarak seçmeye karar verdim. 40 yaşında, en iyi 40 yaş, 50 yaşında en iyi 50 yaş görüntüsünü yakalamak, 60 yaşında en iyi 60 yaş görüntüsünü yakalamak istedi. Ben bunu peşindeyim. Bir de güçlü görünmeyi, güçlü olmayı seviyorum. Bu yürekte gelen bir şeydir. Ben öyle kompleksli bir tip değilim. Bu spor her egoyu insandan sıfırlıyor. Bu spor bilinen 50 hastalığa çok iyi geliyor. İnsanlar 35 yaşından sonra her yıl 250 gram kas kaybı yaşar. Bu doğanın kanunudur.

Böyle olunca kasın yerine de yağ gelir. 250 gram kasla yerine gelen yağ aynı ölçüde değil.  250 gram yağ daha büyük gözükür ama 250 gram kas ancak bir yumurta büyüklüğünde gözükür. Yaş ilerleyince insanlar kas kaybı yaşıyor, yerine yağ geliyor derken vücut yükü iskelete geçiyor. Kas olmadığı içinde ya onu tutamaz. Vücutta bükülme ve eskime başlıyor. Normal bir insan belli bir yaşta iken bir hücre yeniliyorsa bu sporu yapan insan günde 3 kat daha fazla hücre yenilemesi yaşıyor.

Buda bu sporu yapan insanların genç kalmasını sağlıyor. Beslenmeni de iyi takip ettiğin zaman fark yaratılıyor. Birde bu sporun öbür sporlardan farklılığı şu, bu vitrin ve görsel bir spordur. Yaptığın zaman karşındaki insanlar bunu fark ediyor. Bu sporda yaklaşık 30 yıllık bir geçmişim var. Böyle olunca vitrinim daha güzel oturmuş oluyor. Bu nedenle de ben bu sporu çok seviyorum.

 

‘SPOR BANA GÜCÜMÜ GÖSTERİYOR’

Bu spor size neler kazandırdı?

Çocukluğumdan bu yana genelde kendime güveneceğim sporlar yaptım.

Tekvando, Karate, Judo sporlarını yaptım. Bunun nedeni de ben ferdi sporları çok seviyorum. Benim kendi gücümü bana gösteriyor.

 

Yaklaşık 30 yıldır spor yapıp podyuma çıktınız, bugüne kadar kaç derece yaptınız?

-Bu güne kadar hiç saymadım yaklaşık 30’ye yakın Türkiye birinciliğim var. Çünkü yılda 4-6 yarışa katılıyorum. Bugüne kadar hiç saymadım, halende saymıyorum. Girdiğim yarışlar benim için biten yarışlardır.

Ben hep önümdeki yarışmalara bakıyorum. Hep birinci olacağım diyorum.

Şimdi hedefim ise 2013 yılında yapılacak olan Dünya Şampiyonası var.

Burada podyuma çıkıp Türkiye ve Mersin adına birinciliği alacağım.

Önümde bir yılım var ona göre hazırlığımı yapacağım.

 

‘SPORSORLUK ARAYIŞINI KENDİME YAKIŞTIRMADIM’

Yaptığımız spor bütçeli bir spor. Beslenme süreci, yarışma sürece hep ayrı bir maliyet getirtiyor. Bunu nasıl karşılıyorsunuz. Bu sadece spor hocalığı ile altından kalkılacak bir olay değil?

-Ben bugüne kadar kendim için sponsor aramadım. Birinden bir şeyler istemeyi kendime yakıştıramadım. Elimdeki imkanlara bakıyorum, ne yapabilirim diye. Evet bu spor zengin sporu gibi görünüyor. Bu sporu fakir biri de yapabilir. Ona göre bir beslenme cetveli çıkartır.

Bulgur ve yumurta ile de bir beslenme yapılır. Daha lükse gidilirse, yumurtadan sıkılırsın tavuk yersen, tavuktan sıkılırsın biftek yersin.

Olanaklarla para ile imkanlarla protein şekilleri büyüyebilir. Bu genelde diyet zamanlarında oluyor. Fakat yarışma sürecinde her şey farklılaşıyor. Bu süreçte kesinlikle boya almak zorundasın, solaryuma girmek zorundasın mayo almak zorundasın. Otel, konaklama, ulaşım tabi ki masraflı bir süreç. Bu kişinin o anki imkanlarına bağlı. Ama ben sponsorluk isteyemedim, bunu yapamadım. Kendime yakıştıramadım. Her zaman her şeyimi kendi imkanlarımla yaptım. 2013 yılında yapılacak dünya şampiyonası da kendi imkanlarımla hazırlanacağım. Devlet 40 yaşına kadar spor yapan dereceye girenlere çeşitli destekler veriyor.

Çeşitli kolaylıklar sağlıyor ama master dediğimiz usta kesime de destekler verilmelidir. Eğer bu yapılırsa spor adına çok daha güzel şeyler yapılıyor. Ben buna inanıyorum. Şahsım adına bana bir destek verilecek ben kesin daha farklı başarılara imza atarım.

 

‘SONUÇ BEKLEDİĞİM GİBİ’

Son Avrupa Şampiyonası’nda bu sonucu bekliyor muydunuz?

-Son şampiyonada podyuma çıktığımda da kendime güveniyordum. Avrupa Şampiyonu olmayı bekliyordum. Ben biri hak ettim diyordum ama 70 farkı işi bozuyor. Kilo sorunu olunca o zaman bir şey diyemiyorsunuz.

Benimle birinci arasında 8 kilo fark vardı, bu da adaleye yansıyor.

Podyumda iyisin, sempatik görünüyorsun, beğeniliyorsun ama diğer sporcuda senden 8 kilo fazla görünüyor. Orada da susmak zorunda kalıyorsun. Ama onu da geçeceğim.

 

‘MERSİN SPOR YAPMIYOR’

Bir spor adamı olarak Mersinlilerin spora ilgisini nasıl buluyorsunuz?

Mersin’de spora iyi gözle bakılmıyor. Gençlerde de o heyecanı görmüyorum. Orta gelirli insanlarda spora karşı bir ilgi var. Üst gelir seviyesinde ise spora karşı bir ilgi yok. Aileler hem spor hem beslenme anlamında çok bilinçsiz. 20 yaşına kadar çocuklarını obezleştiriyorlar. Çocukların gönlünü almak için paketlenmiş yiyecekleri veriyorlar. Bu da devamlı olarak çocukları zehirliyor.

Aileler çocuklarını bir şekilde yağlandırıyor. Bu nedenle de Mersin’de bir obezite sorunu var. İnsanlarda yürüyerek yüzerek bu yağlardan kurtulacaklarını sanıyorlar. Bilinçli spor eğitmenlerinin desteği ile bu sorun çözülür.

Share on Facebook

Kategoriler

Popüler Konular

Rastgele Konular

iletişim

webmaster@thecitydergisi.com