Ad Square
10394628_10152288654103380_2031411598537769774_n

Doğada Yoga Günleri Başladı…

Share on Facebook Bunu paylaş:YazdırFacebookLinkedInRedditE-postaStumbleUponGoogleTumblrPinterest Devamı →

selman ada

Selman Ada DOB Genel Müdürü Oldu…

Yaşamını Mersin’de sürdüren Besteci, Orkestra Şefi, Piyanist Selman Ada, 24 Temmuz 2014 tarihinde Devlet Opera ve... 

DSC_0027

L. Hair World’de Framesi Bakım Günleri Başladı…

Mersin’in ilk ve tek okullu bayan kuaförü Leyla Dilgil geçtiğimiz günlerde faaliyete geçirdiği L. Hair World... 

memoss001

Memoş Tantuni Kurumsallaşma Sürecini Hızlandırdı…

Mersin’in en lezzetli tantuni markası olan Memoş Tantuni son bir kaç yılda yaptığı değişimlerle tüketicilerin... 

DSC_0173

L.Hair World Açıldı…

Mersin’in ilk ”okulundan mezun” kuaför salonu açıldı. İngiltere’de yaşadığı yıllarda yüksek okul... 

2.708 views

Hasan Ahi ile Mersin Üzerine Bir Sohbet…

Kategori : Ana Sayfa, Röportaj - Etiketler :, , , , , , - Tarih : 02 Şubat 2014

DSC_0052

Köklü bir Mersin’li ailenin çocuğu olan Hasan Ahi 1956 doğumlu. İstanbul Üniversitesi  Hukuk Fakültesini bitirdikten sonra bir sene kadar Ordinaryus Profesör Sulhi Dönmezer’e asistanlık yapar fakat Çanakkale Gazisi olan babasının ”Ben savcı babası olmak istiyorum” demesi üzerine akademik kariyerine noktayı koyar. Askerliğini Gaziantep’te askeri savcı olarak yapan Ahi yüksek lisansını  Almanya’nın  Marburg Üniversitesinde ”Türk ve İslam Ceza Hukukunda Kadın” konulu teziyle tamamlar ve Mersin’e döner. Mersin’in tanınan ve sevilen karakterlerinden biri olan Hasan Ahi tüm sorularımızı içtenlikle cevapladı…

DSC_0074

-İstanbul ve Avrupa gibi yerlerde yaşama şansınız varken neden Mersin’i seçtiniz?

 

Burası bizim doğduğumuz yaşadığımız yer ama bundan çok daha önemli bir şey var. Ben bir gazi

evladıyım ve aldığım her nefeste ulu önder Atatürk’ün ”Mersin’liler, Mersine sahip çıkın” lafını hatırlarım. Benim gözümde Mersin, Türkiye’nin güvenlik kapısıdır. Ortadoğu’ya Türkiye’nin

açıldığı kapı burasıdır. Aynı zamanda Ortadoğu’nun Avrupa’ya açıldığı kapı da burasıdır.Türkiye’nin

en büyük limanlarından birisinin burada olmasının yegane sebebi de bu dur. İşte bu bilinçle Mersin’lilik aidiyetini yani Mersin’li olabilme sorumluluğunu yüreğinde hisseden herkes gibi bende yaşamımı Mersin’de kurdum.

DSC_0078

-Mersin İdmanyurdu’na tutkunuzdan bahseder misiniz?

 

2004 yılında MİY başkan oldum ve  3 yıl bu görevi ifa ettim. Takım ikinci ligdeydi ve maçlara hiç

seyirci gitmiyordu. İşte şimdi sıkça konuşulan açılımı ben ta o zaman Mersin İdmanyurdu’nda

gerçekleştirdim; Yönetime Arap-Türk-Kürt-Hıristiyan-Alevi, kısaca toplumun her kesiminin kişileri

alarak Mersin halkına kendi futbol takımını sahiplendirmeye uğraştım. Mersin İdmanyurdu her

Mersin’li de olması gerektiği gibi bende de bir aşktır. Gönül ister ki takımımız daha iyi yerlerde

olsun.

DSC_0084

-Nasıl bir Mersin istiyorsunuz?

 

Ben çocukluğumdaki gibi bir Mersin istiyorum. 2009 senesinde Yenişehir İlçesinden Belediye Başkanlığı için

aday oldum fakat olmadı ki hiç önemli değil; Galiptir bu yolda mağlup olanlar. Bu süreçte hep bunu

söyledim kendime ”ben çocukluğumdaki Mersin’i istiyorum. Ama bu yanlış anlaşılmasın, biraz

açayım; ben çocukluğumdaki kadar saf ve temiz ama yüz yıl sonrası kadar modern bir Mersin

istiyorum ve hep bunun mücadelesinde olacağım.

DSC_0093

-Mersin’de son 20-30 yıldır yaşanan değişimi nasıl buluyorsunuz?

 

Bu konuyu iki yüzlü bir madalyon gibi ele almak lazım. Bir yüzünde çok iyi ve güzel gelişmeler,

teknolojinin artması, refah seviyesinin yükselmesi vs vs. Bizim arzu ettiğimiz Mersin çocukluğumuzdaki  kadar temiz ve masum ama yüz yıl sonrası kadar modern dedim ya hani, acaba ona gidebiliyor muyuz. Mersin’de bir kadersizlik var; Mersin ne kenti? Turizm şehri diyoruz, değil, tarım kenti değil,  sanayi diyoruz değil… Bu bağlamda Mersin henüz kimliğini bulamamış bir kent. Mersin’e eğer gerçek kimliğini kazandırabilecek mahalli idarecileri Mersin’in başına getirebilirsek ve biz de Mersin halkı olarak onlara şehrin kimliğinin tanınması konusunda yardımcı olabilirsek Mersin

çok çok daha iyi yerlere gelecek.

DSC_0060

-Şehrimiz için herhangi bir sosyal sorumluluk projeniz var mı?

 

2009 senesinde belediye başkanlığı seçim sürecinde Turunç Festivali fikrini üreten ve gündeme

getiren bendim. 2010 yılında Narenciye Festivalini yapmaya başladılar. Adımın anılmaması hiç

önemli değil, memleket için güzel bir fikrin hayat bulmasının manevi hazzı bana yeter. Yine 2009

seçim sürecinde  hazırladığımız AMATEM projesi  şu anki belediye tarafından hayata geçirildi. Gerçi

bizim projemiz tedavi süreci sonrası kişiyi topluma geri kazandırma konularıyla çok daha içerikli

bir projeydi ama bu bile güzel bir adım. Mersin İdmanyurdu’na başkanlık yaptığım dönemde Mersin’de başlayıp kısa sürede tüm yurda yayılan ‘sporda şiddete kırmızı kart’’ projesi de benimdir. Türk-Arap İşadamları (TURAB) fikrini ortaya atıp hayata geçirilmesine öncülük ettim. 2005 yılında spor liseleri kurulmalı, spor dersleri ve teorik eğitimlerle şiddeti önleyebiliriz  dedik; yıllar sonra spor liseleri  açıldı.   Kurucularından biri olduğum Akdeniz Sosyal Eğitim Vakfı (AKSEV) ile başarılı fakat ekonomik imkansızlıklarla  boğuşan öğrencilerin eğitimine büyük katkılar sağlıyoruz.  Beğendiğim ve inandığım,  Mersin için faydalı olacak her projeye de peşinen varım.

 

-Mersin’in simgesi sizce nedir?

 

Bir şehri simgelerine göre ayırırken doğa simgesi, yiyecek simgesi ya da güzellik simgesi diye ayırmak

lazım. Doğa simgesi diye soracak olursanız; Mersin’in eşi benzeri olmayan düzgün plaj ve sahilleri  var iken zamanında Antalya Milletvekilleri bizim milletvekillerimizden daha çalışkan ve becerikli oldukları için Akdeniz’in simgesi olma şansını Antalya’ya kaptırdık. Halbuki bizim Mersin’imizin sahili ve tarihi geçmişi Antalya’dan en az 1o kat daha fazladır.  Bir Kızkalesi, bir Kanlıdivane, bir Narlıkuyu, Bir Taşucu, dünya da bir eşi benzeri yok.  Allahtan ki şimdiki hükümet  Mersin Sahili’ni turizme açmaya karar verdi. Doğal güzellikleriyle ve şehrin estetiğine güzellik katacak işletmeleriyle Mersin başarılı bir turizm kenti olabilir. Bu kapsamda sizin dernek olarak Mezitli’de yaptığınız Pompei Beach Tesisleri’de harika kumsalı ve mimarisiyle şimdiden kentin simgelerinden biri haline gelmiş. Mersin’liler Mezitli Sahili’ni bilmiyordu, güzelliğinin farkında değildi kimse. Ama siz bu tesisi yaptıktan sonra insanlar buraya akın etmeye başladı. Mezitli Sahilini Mersin’lilerle siz buluşturdunuz, buradaki güzellikleri ortaya çıkardınız. Kısacası yaşadığınız yere bir değer kattınız. Böylesi bir işletmeyi Mersin’e ve Mersin’lilere kazandırdığınız  için de Emniyet Müdürlüğümüze ve Mezitli Polis Derneği’ne ayrıca teşekkür ederim.

DSC_0088

-Mersin’in geleceğini nasıl buluyorsunuz?

 

Mersin eğer ehil olan, işi bilen ve kendini gerçekten Mersin’in gelişmesine adayacak olan

idareciler tarafından yönetilmesi halinde şehrimiz dünya yıldızı olabilecek kapasiteye sahip.

Bu kapsamda en büyük sıkıntı yöneticilerin koltuğa oturunca bir daha kalkmak istememesi. Bu

hem mahalli idarecilerde hem de ülkeyi yönetenlerde var. Bir kere Mersin’de yaşayan her insana

Mersin’li olabilme zihniyetini aşılamak lazım. Bunu da zorla yapamazsınız; Bunu sevgiyle ve

hizmetle yapabilirsiniz. Şimdi ki zihniyette ve süreçte Mersin’in geleceği pek parlak görünmüyor

ama tekrar söylüyorum; Atatürk’ün dediği gibi Mersin’liler Mersin’e sahip çıkarsa her şeyin

daha güzel olacağına inanıyorum.

 

-Mersin’lilere bir mesajınız var mı?

 

Sevgili hemşerilerim; bir şehirde eşiniz gece saat 12’de sinemadan çıkıp yürüyerek evine

gelebiliyorsa o şehrin güvenlik sorunu çözülmüş demektir. Güvenlik sorunu olan bir memlekette

huzur içinde olamazsınız, huzur içinde olmayan hiç bir insan işini doğru düzgün yapamaz, iş

doğru düzgün yapılmayınca da ekonomi canlanmaz. Huzurumuzu emniyet güçleri sağlıyor ki çoğu

Mersin’li bile değil. Ama Mersin’linin huzurunu sağlamak için buraya gelmişler. Bu yüzden

Mersin’liler öncelikle kendi güvenliklerini ve huzurlarını sağlayan insanlara sahip çıkmalıdır.

Mersin’deki gelişmenin en temel öğelerinden biri bu olacaktır. Çünkü toplumda huzurlu olan

insan işinde de huzurludur. İşinde huzurlu olan insan kazancını bol yapar ve bu huzur ailesine

yansır. Huzur ortamının getirdiği terbiyeyle büyüyen çocuklar da devlete ve millete daha faydalı

bir nesil olarak yetişir. Mersin’de yaşayan, Mersin’de nefes alan her insan burada kazandıklarını

burada harcamaya başladıkları gün Mersin bir yıldız olacaktır.

 

özden nasıf

röportaj : Özden Nasıf

Share on Facebook

Kategoriler

Popüler Konular

Rastgele Konular

iletişim

webmaster@thecitydergisi.com