Ad Square
10394628_10152288654103380_2031411598537769774_n

Doğada Yoga Günleri Başladı…

Share on Facebook Bunu paylaş:YazdırFacebookLinkedInRedditE-postaStumbleUponGoogleTumblrPinterest Devamı →

selman ada

Selman Ada DOB Genel Müdürü Oldu…

Yaşamını Mersin’de sürdüren Besteci, Orkestra Şefi, Piyanist Selman Ada, 24 Temmuz 2014 tarihinde Devlet Opera ve... 

DSC_0027

L. Hair World’de Framesi Bakım Günleri Başladı…

Mersin’in ilk ve tek okullu bayan kuaförü Leyla Dilgil geçtiğimiz günlerde faaliyete geçirdiği L. Hair World... 

memoss001

Memoş Tantuni Kurumsallaşma Sürecini Hızlandırdı…

Mersin’in en lezzetli tantuni markası olan Memoş Tantuni son bir kaç yılda yaptığı değişimlerle tüketicilerin... 

DSC_0173

L.Hair World Açıldı…

Mersin’in ilk ”okulundan mezun” kuaför salonu açıldı. İngiltere’de yaşadığı yıllarda yüksek okul... 

1.629 views

Gurbette Mersin Esintilerinde Konuğumuz MANSUR ARK…

Kategori : Ana Sayfa, Kültür-Sanat, Röportaj, Yazarlar - Etiketler :, , , , , , - Tarih : 25 Şubat 2014

6

Sanat dünyasının başarılı temsilcilerinden Mansur Ark’ı bu ay Gurbette Mersin Esintileri köşemize misafir ettim. Okurlarımız için her soruya içtenlikle cevap verdi. Çok uzatmadan; işte Röportajımız…

1

-Kısaca kendinizi anlatır mısınız?

Çok aktif bir yaşantım var. Dışarıdan bakıldığında pek bir şey yapmıyormuşum gibi gözükebilir ama aynı anda bir kaç şeyle uğraşabilen bir yapıya sahibim. Bununla beraber oldukça detaycıyımdır; Birçok şeyle ilgilenebilirim ve gözden kaçırmam. Bir karar veririm ve verdikten sonra işlerle tam detaylı uğraşırım. Doğayı ve tabiatı çok seven, hemen her şeyle ilgilenebilen bir yapım var. Çok meraklıyımdır. Yapısal anlamda bir hafıza zayıflığım var; Çabuk unuturum… Okurum, araştırırım ancak aklımda kalma ihtimali azdır veya sadece bir kısmını aklımda tutabilirim. Ekmek, dikmek, bahçe işleri oldukça sevdiğim işlerdir. Deniz olmazsa olmazlarım arasındadır. Zamanımın çoğu piyanonun başında geçer.

-Sanat dünyasıyla nasıl tanıştınız?

Sanat dünyasına çok idealist bir şekilde başladım. Yurtdışındaydım, şarkılar yapmaya başladım ve o şarkıları Türkiye’de değerlendirme fikri oluştu. Hafta sonları Almanya’dan Türkiye’ye uçuşlar yapmaya başladım, plak şirketleriyle görüşmeye başladım.  Şirketlerle tanışmak ve çalışmaları sunmak için Bir yıl içinde Frankfurt ve İstanbul arasında onlarca uçuş yaptım. Nihayetinde bir plak şirketi kabul etti ve 97’i yılının Aralık ayında ilk albümüm çıktı. Ben albümü çıkardıktan sonra camianın içeriğini gördüm ve tanıştım. Albümü Türkiye’de yaptıktan sonra Türkiye’deki sanatçılarla tanışma olanağım oldu.

8

-Müziğe nasıl ilgi duydunuz ? Nasıl başladınız ?

Çocukluğumdan beri piyanoya karşı büyük bir bağlılık, hayranlık ve aşk vardı içimde. Doğup büyüdüğüm yerde de piyano vardı. Altı, yedi yaşlarımdan bahsediyorum. Piyano ve basgitara aşırı ilgim vardı. Ağzımla basgitar sesi ve defterime vurarak davul sesi çıkarırdım. Bunlar çok küçük yaşlardaydı tabi, o zamanlar bir albüm çıkarayım, bir plak çıkarayım, böyle bir şey yoktu. Ta ki Almanya’ya yerleşip orada bir keyboard alana kadar. Keyboard aldıktan sonra onunla zaman geçirirken yaptığım şarkılar ortaya çıktı. Müzik yapmam 1993-94’te başlayan bir şey ancak müzik ve piyano aşkı altı, yedi yaşlarında başladı.

-Bundan sonrası için neler planlıyorsunuz?

Beste yapma, söz yazma anlamında eskisine göre daha aktifim. Teknoloji ilerlediği için epey bir şey yapabiliyorsunuz bu anlamda. Mesela 2012’de maxi single çıkarmıştım dört, beş şarkılık. O zamandan bu yana seksen tane yeni şarkı var elimde. Sürekli yeni şarkılar yazıyorum. Yaptığım şarkılarda arasında arabesk tadında, sanat müziği tadında ve halk müziği formatında çok değişik tarzlar da var. Sanatla ilgilenen dostlarım ve müzisyenlerle bu şarkılara ruh kazandıracağız diye düşünüyorum. Başka sanatçılara da şarkı verme gibi durumlar söz konusu.

2

-Biraz ailenizden bahseder misiniz?

Çok sade, ufak dünyası olan, gayet anlayışlı ve saygılı bir çiftiz. Dışarıdan bakıldığında çok kalabalık gibi gözükebilir etrafımız, ancak çok az dostumuz var. Gereksiz kalabalık beni mutlu etmez. Sakin, kavgasız, gürültüsüz, konuşarak anlaşabilen bir aileyiz, sakin insanlarız. Çocuğumuz yok, kendimizi hazır hissetmiyoruz çünkü. Belki ileride olabilir, kim bilir. Tabiatı, doğayı, hayvanları seviyoruz, bir köpeğimiz var. Allah herkese böyle bir yaşantı nasip etsin.

5

-Hem evlilik hem müzikle uğraşmak sizce zor mu?

Bence evlilik ve eş şu demektir; birbirini tamamlayan, iyi günde-kötü günde beraber olan paylaşmaya en müsait, en yakın olan kişidir. Zaten evde çalışıyorum, ekstra bir stüdyoya gitmiyoruz. Yaptığım şeyleri toparlayıp bitmesine yakın eşime dinletip onun yorumlarını alıyorum. Yani esasında müziği yapabilmem için eşimin de olması gerekiyor. Onu tamamlayıcı olarak düşünüyorum.

-Ekranlarda çok fazla göremiyoruz sizi özel bir sebebi var mı?

Şimdi bana baktığınız zaman; müzikle ilgilenen, müziği ile işe başlamış ve ekranlarda görünmeye başlamış bir insanım. Müzik yapmadan önce televizyona çıkmıyordum, hala da aynı şekilde devam ediyorum. Yeni bir şeyler yaptığım zaman insanlara, dinleyiciye, seyirciye sunmak adına, yaptığım işi tanıtmak adına,  gelen teklifleri değerlendiriyorum. Fakat elimde yeni malzeme yoksa hala iki yıl önce yaptığım albüm için biryerlere çağırılıyorsam, gidip gitmemek adına ciddi bir şekilde düşünüyorum. Albüm yeniyse bunu tanıtmak adına çıkarım, ancak elimde yeni malzeme yoksa ekranlara çıkmanın çok anlamı olduğunu düşünmüyorum.

3

-Yeni albüm yapmayı düşünüyor musunuz?

Şu anda bu imkana sahibim. Elimde yeterinden fazla şarkı var. Ancak albümü ne zaman çıkartırım, CD yi ne zaman basarım, onunla ilgili kesin bir şey yok. Mesela biri gelip dese ki ‘’Mansur, hadi albüm yapıyoruz’’ ,bakarsınız ki 2-3 ay sonra albüm hazır. Benim için zaman problemi yok ben hadi dendiği an üç ay içerisinde albüm çıkarabilirim. Şu anda böyle bir şey yok. Ancak sene sonuna niyetliyim, bakalım.

-Şu ana kadar hiç özel olarak şarkı yazdığınız bir insan oldumu?

Gazla gitsin albümümde ‘’Garibim’’ diye bir şarkı vardı. Benim koyduğum düzenleme ile ‘’Üzülme’’ olarak geçti. Erhan Güleryüz’ün bir şarkısı vardı ‘’Garibim hadi gül biraz’’ diye, o şarkıyı annem çok severdi.  Ben girişini değiştirerek, sadece nakaratını o şarkıdan alarak kendi tarzıma çevirmiştim. O şarkıyı anneme yapmıştım. Yine eşime yaptığım şarkılar da var tabi.

4

-Mersin sizin için neyi ifade ediyor, kısaca anlatır mısınız?

Mersin tüm çocukluğumun, gençliğimin geçtiği yer ve en büyük özlemlerimden bir tanesi. Ailem ve çocukluk arkadaşlarım orada.  Zaman içerisinde çok gelişti, çok güzelleşti Mersin. Havası, suyu, insanları ve ailemin orda olması büyük bir özlem uyandırıyor bende. Aralıklı da olsa geliyorum memleketime. Mersin gerçekten sevilecek bir şehir, ben oraya gidip de sevmeyen bir insan görmedim şimdiye kadar.

-Mersin’de en çok neyi özlediniz?

Mersin’in adı bile esasında yetiyor. Yani bir şehir ismi aslında ama bir sürü güzel şeyin birleşimi; ailenin, arkadaşların, denizin güzelliğinin, yemeklerinin, çocukluğumun birleşimi. Tantunisi, cezeryesi, peynirli kadayıfı (künefesi değil), babanın, kardeşlerin, amcaların, dayıların, teyzelerin, arkadaşların birleşimi. Mersin deyince başka bir hisse kapılıyorum. Tarif edilemez bir his. Kusursuz bir şehir, ismini bile çok seviyorum.

Mersin’ime ve tüm hemşehrilerime Sevgilerimi yolluyorum.

nurgül şanlı

Röportaj : Nurgül Şanlı

 

 

Share on Facebook

Kategoriler

Popüler Konular

Rastgele Konular

iletişim

webmaster@thecitydergisi.com