Ad Square
10394628_10152288654103380_2031411598537769774_n

Doğada Yoga Günleri Başladı…

Share on Facebook Bunu paylaş:YazdırFacebookLinkedInRedditE-postaStumbleUponGoogleTumblrPinterest Devamı →

selman ada

Selman Ada DOB Genel Müdürü Oldu…

Yaşamını Mersin’de sürdüren Besteci, Orkestra Şefi, Piyanist Selman Ada, 24 Temmuz 2014 tarihinde Devlet Opera ve... 

DSC_0027

L. Hair World’de Framesi Bakım Günleri Başladı…

Mersin’in ilk ve tek okullu bayan kuaförü Leyla Dilgil geçtiğimiz günlerde faaliyete geçirdiği L. Hair World... 

memoss001

Memoş Tantuni Kurumsallaşma Sürecini Hızlandırdı…

Mersin’in en lezzetli tantuni markası olan Memoş Tantuni son bir kaç yılda yaptığı değişimlerle tüketicilerin... 

DSC_0173

L.Hair World Açıldı…

Mersin’in ilk ”okulundan mezun” kuaför salonu açıldı. İngiltere’de yaşadığı yıllarda yüksek okul... 

3.369 views

Denizler Fatihi…

Kategori : Ana Sayfa, Gezi - Etiketler :, , , , , , - Tarih : 17 Mart 2013

06.02.2010 089

Ünü Mersin sınırlarını aşan deniz aşığı Dr. Nurullah Karadeniz sualtı avcılığıyla ilgili sorularımızı The City okurları için içtenlikle cevapladı…

 IMG_0317 Görüntü029

Nurullah Karadeniz Kimdir?

1966 yılında Ankara yakınlarında bir kasabada dünyaya geldim ancak Rize’nin şirin bir sahil ilçesi olan Fındıklı asıl memleketimdir. Çocukluk dönemimin önemli bir bölümü, yine bir Karadeniz sahil kasabası olan Ünye’de geçti. Serbest dalış ve sualtı avcılığı ile ilk uğraşılarımda burada yani Karadeniz kıyılarında 8-10 yaşlarımda başladı.  1989 yılında, 19 Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olup tıp doktorluğuna başladım. 1997 yılında da İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesinden Ortopedi ve Travmatoloji uzmanlık belgemi alarak şuan yaşadığım yer olan Mersin’in Silifke ilçesine yerleştim. On yılı aşkın bir süredir Silifke’de  yaşamaktayım. Bir doktor olarak çok yoğun bir iş hayatım mevcut. Evliyim ve üç çocuğum var. Sualtı avcılığı şehirlerden ve insanların yaşam alanlarından uzak bölgelerde etkin olarak yapılabildiğinden ve genellikle  bu bölgelere karayoluyla ulaşmak mümkün olamadığından bot veya tekne ile denizde uzun mesafeler kat etmekteyiz. Ayrıca çok sayıda dalış ve av malzemesi, bu malzemelerin bakım ve kontrolleri de oldukça zaman alıcı ve özveri gerektiren bir durumdur. Bu bağlamda sevgili eşimin bana gösterdiği anlayış, yardım ve desteklerinden ötürü minnettarlığımı burada belirtmek isterim.

IMG_0094

1-Dalma merakınız ne zaman ve nasıl başladı?

Deniz ve su altının muhteşem güzelliğini 1970’li yılların sonlarına doğru yuvarlak camlı turuncu renkli maske ve paletlerle Karadeniz’de ilk olarak gördüm ve üzerine eklenen avcılık tutkusu ile neredeyse 30 yıldır bu spora gönül verdim.

2-Tehlikeli bir spor mu, herkese önerir misiniz?

Sualtı avcılığı, temel kurallara uyulduğu takdirde tehlikeli bir spor değildir. Diğer spor dallarında olduğu gibi burada da başlamadan önce elverişlilik açısından genel bir sağlık muayenesi yapılmasında yarar vardır. Serbest dalış ve sualtı avcılığında sporcu sağlığı açısından en büyük ve ölümcül tehlike sığ su bayılmasıdır. Bunun önüne geçmek için mutlaka dalış teknikleri konusunda eğitim almak gerekir. Özellikle gençlerimizin bu konuda çok dikkatli olmaları gerekmektedir. Çünkü en derine ben dalarım, en çok dip süresini ben yaparım, en büyük balığı ben vurmalıyım , adrenalin ve rekabet arzusu sığ su bayılması riskini büyük oranda arttırmaktadır.

3-Türkiye ve dünya da nerelerde dalış yaptınız?

Her bölgede deniz altının güzellikleri birbirinden farklılıklar göstermekte farklı türlere ev sahipliği yapmaktadır. Her denizimizin, her bölgemizin ayrı bir çekiciliği vardır. Bu bağlamda Akdeniz, Ege, Marmara ve Karadeniz olmak üzere dört ayrı denizimizin olması kıymetinin iyi bilinmesi gereken bulunmaz bir nimettir. Ülkemiz sınırları içinde karayolu ulaşımı olsun , olmasın hemen hemen bütün kıyılarımızda, Ege denizindeki birçok adamızda, Yut dışı olarak, Kıbrıs’ta, Yunanistan ve yunan adalarının bir bölümünde, Adriyatik denizinde, İtalya kıyı ve bazı adalarında, Kızıldeniz’de dalışlar yaptım.

DSC02825

4-Su altında ne kadar kalabiliyorsunuz?

Su altında 3- 3,5 dakika kalabilmekteyim ve 35-40 m derinliğe inebilmekteyim. Tabi ki bu dip süresi ve bu derinliler bu sporu yapabilmek için mutlaka gerekli değildir. Hemen hemen her tür balığı avlayabilmek ve sualtı güzelliklerinin çoğunu görebilmek için 15m dalabilmek ve 1,5 dakika dip süresi yapabilmek yeterlidir. Bu düzeye ulaşmak doğru dalış malzemeleri ve bilinçli bir eğitimle birkaç sezonda kolayca mümkün olabilir.

5-Yaz-kış dalış yapıyor musunuz?

Sualtı avcılığı Akdeniz ve Ege’de su sıcaklıkları kışın en fazla 15 derece civarına kadar indiğinden yaz, kış sürekli olarak yapılabilir. Ancak Marmara, kuzey Ege ve Karadeniz’de su sıcaklığı daha düşük derecelere indiğinden kışın dalış yapmak daha kısa süreler için mümkün olabilmektedir. Ben yıllardır yaz kış devamlı olarak düzenli bir şekilde bu sporu yapmaktayım.

DSC07937 DSC02818

6-Zıpkın zor bir spor mu?

Hem zor, hem de kolay demek daha uygun olur sanırım. Çünkü teknik olarak uzun süre nefes tutabilmek ve balıkların sizden ürkmemesini sağlamak, su içerisinde yavaş ve sakin hareket etme ve minimum efor sarf etme prensibine dayanır. Kaldı ki uygun serbest dalış teçhizatı ve iyi ayarlanmış dalış ağırlık kemeriyle dalgıç su içerisinde, sanki uzay boşluğundaki gibi hiçbir yük, ağırlık ve yorgunluk verici etkene maruz kalmaz. Bu koşullar altında suda hareket etmek ve nefes tutmak çok kolaylaşır. Dalgıç bu noktada artık serbest dalıştan büyük keyif duymaya başlar. Zor olan kısım ise dalış öncesinde ağır yüklerle kat edilen uzun mesafeler, malzemelerin taşınması, dalış sonrası yıkanması, bakımlarıdır.

Teknik açıdan bir dalgıcın iyi balıklar vurabilmesi, acemi şansı faktörü bir kenara bırakılırsa, uzun süren bir deneyim periyodu ile gerçekleşir. Çünkü kullanılan dalış malzemelerine uyum sağlamak, dalış yapılan av bölgelerini iyi tanımak, hava şartlarının, su sıcaklıklarının, akıntıların balıklar üzerindeki etkilerini öğrenmek, balık türlerinin kendine özgü davranış şekillerini öğrenmek gerekmektedir. Her balık türünün ayrı bir av tekniği vardır. Bunları özümsemek ciddi emek ve zaman gerektiren bir durumdur. Yeni yetişen genç arkadaşlarımız daha iyi performansa sahip olsalar da 20-30 yıldır dalış yapan büyükleri kadar güzel avlar genel olarak çıkartamazlar ve büyüklerine  “sizden daha iyi daldığım halde neden sizin kadar balık göremiyorum ve vuramıyorum” diye hayıflanırlar.  Bunun nedeni çok önemli olan tecrübe faktörüdür.

116

7-Dalış esnasında yaşadığınız enteresan bir hatıranız var mı?

Bütün dalışlarım benim için unutulmaz güzellikler ve enteresan durumlar içeren hatıralarla doludur. Bir dalışımda Akdeniz foklarıyla karşılaşırım, bir başka gün yunuslar yoldaş olur, bazen karettalar merhaba derler. Bir bakarsınız yüzlerce dev akya balıkları etrafınızı sararak sizi çember içinde tutarlar. Çok az insanın görebildiği tarihi batıkları selamlamak, onların bekçiliğini yapan dev orfozları izlemek. Suyun içinde sanki havada uçar gibi kanat çırparak balıkları kovalayan balıkçıl kuşlarını seyretmek. Bu etkinliği bir bütün olarak bence dünyanın en enteresan sporu haline getiriyor. Orada güzelliklerle dolu başka bir dünya mevcut.

8-Mersin sularında en çok hangi balıklara rastlıyorsunuz?

Akdeniz’e özgü bütün türleri mersinde görmek mümkündür. Yalnızca bu bölgeye has balık türlerimizde var. Örneğin dünyada yalnızca Tisan bölgesinde bulunan ayrı bir müren balığı türü mevcuttur.

9-Büyük balıklar azalıyor mu?

Ne yazı ki büyük balıklarımız olsun, küçük balıklarımız olsun ticari değeri olsun veya olmasın genel olarak bütün türlerde, son on yılda daha belirgin olmak üzere ciddi bir azalma mevcut. Yalnızca balıklar değil balıkların üreme fonksiyonu için çok önemli olan, on yıl öncesine kadar bütün kıyılarımızda çok geniş alanları kaplayan deniz çayırı veya erişte de denilen dip bitkileri hemen hemen hiç kalmadı. Yıllardır  düzenli ve sık aralıklarla su altını gözlemleyen birisi olarak benim önerim, hiç zaman kaybetmeden ciddi bilimsel çalışmalar yapmak ve bunun ışığında ticari ve amatör avcılıkla ilgili yeni düzenlemeleri hayata geçirmek, türlerin korunması ve zenginleştirilmesi için her tür avcılık ve su sporuna kapalı koruma alanları ve milli parklar oluşturulmasıdır. Bunun örnekleri Akdeniz’de sahili bulunan bazı Avrupa ülkelerinde mevcuttur ve iyi neticeler alınmıştır.

10-Zıpkın balıkçılığı ile ilgili mevcut yasalar ne durumda?

Zıpkınla balık avcılığı ile ilgili olarak yasaklama ve sınırlamaları içeren, Tarım ve Köy Hizmetleri Bakanlığı’nın iki yılda bir yayımlanan av sirküleri son olarak 2012 yılında yayınlanmıştır. Buna göre özet olarak belirtirsek, gece zıpkınla balık avcılığı yapmak, tüple dalarak av yapmak, dalışa yasak bölgelerde(sirkülerde belirtilmiştir) av yapmak, iç sularda ve göllerde zıpkınla avlanmak, ticari maksatla zıpkınla balık avcılığı yapmak yasaktır. Bir dalgıç için av limiti 5 kilogramdır(tek parça olduğunda değişebilir). Ayrıca bazı türlerde boy ve sayı kısıtlamaları mevcuttur. Sirkülerde detaylı olarak bunlar yer almaktadır. Tarım İl Müdürlüklerinden sirküler edinilebilir.

DSC00044

11-Son olarak eklemek istedikleriniz?

Halen su altı güzelliklerimizin ve muhteşem balık türlerimizin azalıp yok olmaması için yasak ve sınırlamalara özenle riayet etmekteyim ve kurallara uymayanları doğru yönde bilinçlendirmek için elimden geldiğince gayret göstermekteyim.

Ne yazık ki toplumumuzda zıpkınla balık avlanması konusunda sualtı avcılarına karşı, balık türlerini bitiren, denizi katleden, balıkları öldürerek azalmalarına neden olunduğu yönde yanlış bir ön yargı mevcuttur. Hal bu ki bütün dünyada bilindiği üzere zıpkınla balık avcılığı, seçici avcılığın yapılabildiği ve ıskarta avın yani hedef dışı av oranının en az olduğu bir avlanma yöntemidir. Bu şu anlama gelmektedir; balıkçı ağını sudan çıkartır, ağdan ticari değeri olan 3 balık çıkar, bunun yanında ticari değeri olmayan 3-5 balık, özellikle de çok sayıda yavru balık, 5-10 yengeç veya diğer deniz kabuklusu, deniz bitkisi, vs çıkar. Hatta bazen karetta, bazen fok balığı gibi nesli tükenen türler çıkar.  Balıkçılar için ticari değeri olmayanın hiçbir değeri çoğu zaman yoktur, ancak onlar zincirin değerli halkalarıdır. Zıpkınla avda bu halkalara dokunulmaz yalnızca avlanmak istenen avlanır. Üstelikte bir av gününde kanunen belirlenen limitin üzerinde yani 5-6 kg dan fazla(tek balık olarak bunun üzerinde olabilir) balık avlanması pek olası değildir. Oysa bir gırgırın veya trolün, tek bir ağ çevirerek 30-40 ton balığı bir seferde tuttuğu ve ne yazık ki bazen de bu denli çok miktarda balığın hedef dışı yani kanunen istenilen boylardan küçük olduğu için veya istenmeyen tür olduğu için telef edilerek denize ölmüş olarak atıldığı azımsanamayacak kadar çoktur. Hiç düşündünüz mü bütün gırgır ve trol teknelerinin arkasında ve üzerinde bir martı bulutu hiç eksik olmaz. Çünkü katledilen değerlerimizle, yani suya atılan ölmüş yavru balıklarımızla devamlı beslenirler.

Sağlıcakla dalın.

DSC02856

Özden Nasıf

Share on Facebook

Kategoriler

Popüler Konular

Rastgele Konular

iletişim

webmaster@thecitydergisi.com