Ad Square
10394628_10152288654103380_2031411598537769774_n

Doğada Yoga Günleri Başladı…

Share on Facebook Bunu paylaş:YazdırFacebookLinkedInRedditE-postaStumbleUponGoogleTumblrPinterest Devamı →

selman ada

Selman Ada DOB Genel Müdürü Oldu…

Yaşamını Mersin’de sürdüren Besteci, Orkestra Şefi, Piyanist Selman Ada, 24 Temmuz 2014 tarihinde Devlet Opera ve... 

DSC_0027

L. Hair World’de Framesi Bakım Günleri Başladı…

Mersin’in ilk ve tek okullu bayan kuaförü Leyla Dilgil geçtiğimiz günlerde faaliyete geçirdiği L. Hair World... 

memoss001

Memoş Tantuni Kurumsallaşma Sürecini Hızlandırdı…

Mersin’in en lezzetli tantuni markası olan Memoş Tantuni son bir kaç yılda yaptığı değişimlerle tüketicilerin... 

DSC_0173

L.Hair World Açıldı…

Mersin’in ilk ”okulundan mezun” kuaför salonu açıldı. İngiltere’de yaşadığı yıllarda yüksek okul... 

1.616 views

E. Özlem Çetin – Anla-mak…

Kategori : Ana Sayfa, Yazarlar - Etiketler :, , , - Tarih : 15 Ocak 2013

133

Beni anlamalısın çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum.
Oğuz Atay

 

Oğuz Atay

Oğuz Atay

BAZEN HER ŞEYDİR, BAZEN İSE HİÇBİR ŞEY…

Anlamak; bilginin doğru bir şekilde fazla deforme olmadan beyindeki santral sinir sistemini aşıp hücrelere ulaşması ve beynimiz tarafından kapasitesi ölçüsünde kabul görmesi durumudur. Bu durumda deşifre işlemi sonrasında kabullenmeye başlamak; anlamak için atılan ilk adımdır.

121

Türk dil kurumu anlamak kelimesini; “bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret ettiğini kavramak, yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek sonuç niteliğinde başka bir bilgi edinmek, sorup öğrenmek, doğru ve yerinde bulmak, birinin duygularını, istek ve düşüncelerini sezebilmek, bir şey hakkında bilgisi bulunmak, yarar sağlamak” şeklinde açıklar.

Farklı durum ve zamanlarda “tersinden” ve “leb demeden” yapılabilen anlamak, gerçekliği bu iki halin çok ötesinde olan bir kavramdır.

Beynimiz tarafından kapasitesi ölçüsünde kabul görmesi söz konusu olduğunda olmayacak bir şeymiş gibi gelir, bir insanın bir diğer insanı anlaması. Anlamak üzerine kurulu değildir çünkü öğrenme sistemimiz; hazır bilginin beyin hücrelerine hapsedilmesi, kullanılması ve bittiğinde atılmasıdır esas olan.

Anlamak için özümsemek gerekir, bunun için de zaman ayırmak. Belki de bu yüzden insanların artık gerçekleştirmeyi unuttuğu, belki de gereksiz bulduğu eylemin adıdır anlamak.

Anlamak; o konu ve durum ile bağlantı kurma becerisidir. Buna bağlı olarak bazılarımızın bir ömür tüketse de başarmak için çaba sarf etmesi gerektiği aşikârdır. Anlamak; karşımızda bulunan şey’le aramızda hiçbir zaman aşılamaz olan aralığın küçülmesi durumudur ve bu kişiden kişiye değişiklik gösterir.

An itibariyle yapılması gereken ancak o anda zor gelen, daha sonrasında ise anlamını yitiren, her insanın yaptığını iddia ettiği, yine her insanın karşısındakinden beklentisi ve her insanın kendi anlamlandırdığının dışında ispat edemediği eylemdir anlamak.

001

Dolayısıyla; anlamanın gerçek anlamını bilmek için çaba sarf edenlerden olan Salah Birsel “doğrusu dünyanın en uzun, en çapraşık işidir” demiştir anlamak için ve Edip Cansever “kısaca söyleyeyim anlamak yordu beni” diye eklemiştir.

Hakkını vermek gerekir anlamanın. Basit bir kelimeden ibaret değildir. Bilmek, yakın bulmak ya da kavramak, o zaman sahip olmak da demektir, kontrol altına alabilmek, kullanmak, içselleştirmek, kendine katmak, buradan hareketle büyümek, artmak, çoğul olmak, güçlenmek o halde sorumlu olmak bir nevi deli gibi bir şeydir anlamak. Bazen ise gerçekleri değiştiremeyecek bir idrak etme halidir.

Anlamak, önce o şeyi o şey yapan özü görmek ve onu bütün ilişkilerinden soyutlamak, ardından da onu bütünün içerisinde zaman/mekânsal olarak konumlandırmakla yani yapılandırmakla gerçekleşir. Anlamak an’lık bir dokunuştur; dokunduranın dokunana dokunduğu dokuda tecelli ettiğidir. Bazen her şeydir, bazen ise hiçbir şeydir…

Peki, anlamak ve anlama gücünün geliştirilmesi için ne yapmalıdır? Hayatın daha basit algılanmasını sağlayan anlamak eylemi için; o konunun dikkate alınması, dinlenilen, okunulan ya da ele alınanın, öğrenilenlerin eski bilgiler ile benzerlik ve bağıntısının kurulması, örneklere dikkat edilmesi, okunulan konunun ana fikrinin ortaya çıkarılması hususları üzerinde durulması gerekir.

“Ormanda yolunu yitirmiş çocuklar gibi terk edilmişlik içerisindeyiz. Önümde durup bana baktığında, ne sen benim içimdeki acıları anlayabiliyorsun, ne de ben seninkileri ve senin önünde kendimi yere atsam, ağlasam ve anlatsam bile, biri sana cehennemi sıcak ve korkunçtur diye anlattığında da cehennem hakkında ne bilebilirsen, benim hakkımda da ancak o kadarını bilebilirsin.”

”Franz Kafka”

imagesCAFMAV83

Çocukluk pür neşe, gençlik telâşe, gerisi meşgale.

Anlamaya zaman ayırmak lazım.

özlem çetin

E. Özlem Çetin

Share on Facebook

Kategoriler

Popüler Konular

Rastgele Konular

iletişim

webmaster@thecitydergisi.com