Ad Square
10394628_10152288654103380_2031411598537769774_n

Doğada Yoga Günleri Başladı…

Share on Facebook Bunu paylaş:YazdırFacebookLinkedInRedditE-postaStumbleUponGoogleTumblrPinterest Devamı →

selman ada

Selman Ada DOB Genel Müdürü Oldu…

Yaşamını Mersin’de sürdüren Besteci, Orkestra Şefi, Piyanist Selman Ada, 24 Temmuz 2014 tarihinde Devlet Opera ve... 

DSC_0027

L. Hair World’de Framesi Bakım Günleri Başladı…

Mersin’in ilk ve tek okullu bayan kuaförü Leyla Dilgil geçtiğimiz günlerde faaliyete geçirdiği L. Hair World... 

memoss001

Memoş Tantuni Kurumsallaşma Sürecini Hızlandırdı…

Mersin’in en lezzetli tantuni markası olan Memoş Tantuni son bir kaç yılda yaptığı değişimlerle tüketicilerin... 

DSC_0173

L.Hair World Açıldı…

Mersin’in ilk ”okulundan mezun” kuaför salonu açıldı. İngiltere’de yaşadığı yıllarda yüksek okul... 

1.101 views

Alper Yedigöz – Vadesiz Yargı

Kategori : Ana Sayfa, Yazarlar - Etiketler :, , , , - Tarih : 10 Ocak 2013

Vadesiz Yargı

kurtce_her_alanda_olacak_4_yargi_paketinde_one_cikan_maddeler_neler

 

Alper Yedigöz

254919_10151162996843732_1488462640_n

 

Vadesiz Yargı…

Hepimiz ne kadar anlayışlı, ne kadar akıllı, ne kadar hoşgörülü ve ne kadar adil insanlarız aslında. Önümüzde yürüyen hiç tanımadığımız insanı asla eleştirmeyiz, sevmediğimiz insanlarla ilgili kötü şeyler duyduğumuzda içten içe asla sevinmeyiz, istemediğimiz bir şey yapıldığında asla sinirlenmeyiz ve hepsinden önemlisi her şeyi olması gerektiği gibi objektif karşılar, etraflıca düşünür asla duygularımızı karıştırmayız.

Önyargı;  bir kimse veya bir şeyle ilgili olarak belirli şart, olay veya görüntülere dayanarak önceden edinilmiş olumlu veya olumsuz yargı, peşin yargı, peşin hüküm. Genel ve özel kullanımların da bir taraf tutma biçimidir. Bir ideolojik fikri veya bakış açısını koşulsuz desteklemek anlamında kullanılır. Ön yargı, halk arasında genellikle bir kişinin kararlarının ağırlıklı bir şekilde tek taraflı olarak ortaya çıkmasında kullanılmaktadır. Gene halk arasında ön yargı, bir kişinin kararlarının nesnel olmayıp öznel olduğunu ifade etmek için kullanılmaktadır. Sözlüklerde vadesiz yargı, böyle tarif edilmekte.

Yazın bu son günlerinde dışarıdan sesleri gelen ağustos böceklerini ele alalım mesela. Yıllarca onların tembelliğini düşünerek büyüdük ve ağustos böceği olmamak için elimizden geleni yaptık. Oysa sonradan öğrendik ki, tembellik bir tarafa, toprağın altından çıktıktan sonra bir ay boyunca en güzel şarkısını söylemeli ergen erkek ağustos böceği. Toplam dört yıllık ömrünün uzunca bir müddetini toprak altında geçirdikten sonra, çitleşmek için tek şansı bu bir ay ve dişisini en güzel sesiyle kandırmalı çünkü. Şarkı söylemek zaten ömrünün sonuna gelmiş olan ergen erkek ağustos böceği için ayrı bir risk, onun sesini duyup, yerini bulan kuşlar tarafından mideye indirilmekte var işin ucunda. O yüzden seksen yıllık ömrünü çiftleşmeye ayıran insanları düşününce daha insan daha cesur ağustos böceği.

Mısır’a gezmeye giden Temel ile Dursun’ un kayığı Nil nehrinde batar. Tabii hünerlerini ortaya koymanın tam zamanı gelmiştir. Şampiyonlar gibi yüzmeye başlarlar. Bir ara Temel kocaman bir nesnenin kendilerine doğru geldiğini görür. Dev bir timsah iştahla onlara doğru yüzmektedir. Temel keyifle bağırır, ” Ula Dursun, işe bak, adamların kurtarma gemileri bile Lacoste ! ”

Bu vadesiz yargılar, sizin yaşamınızı ve kimi zamanda karşınızdaki kişilerin yaşamını etkileyebiliyor. Bir hekim olduğunuzu düşünün, tedavi için size gelen bir hastanız var. Kadın frengi hastası, üstüne üstlük sekiz tane engelli çocuğu var ve dokuzuncu çocuğuna hamile. Kocası alkolik bir müzisyen. Ne tavsiye edersiniz, aklınıza ilk gelen şey günümüzün moda konusu kürtaj sanırım. Sakın bu kararı almayın, dokuz senfonisi, beş piyano konçertosu, bir keman konçertosu, bir piyano, keman ve çello için üçlü konçerto, otuz iki piyano sonatı ve birçok oda müziği eseri vermiş olan klasik müziğin dahisi Ludwig van Beethoven’ ı yeryüzünden silmiş olacaksınız.

Yeşil Yol’ u hatırlayın Stephen King’in aynı adlı eserinden sinemaya uyarlanan filmi; kocaman, iri yarı, kaslı, çirkin, ürkütücü bir zenci adam ( Michael Clarke Duncan, ), masum iki küçük beyaz çocuğu öldürmekten idam cezasına çarptırılmıştı. Oysa onu bulduklarında doğaüstü yetenekleriyle iki masum çocuğu hayata döndürmeye çalışmaktaydı. Hapisteyken bu doğaüstü yetenekleri, insan sevgisi ile birçok insana hatta bir fareye hayat verdi. Ama bu onu acı sondan kurtaramadı ve yeşil yolda sonsuzluğa yürüdü, tıpkı gerçek yaşamda yürüdüğü gibi.

yargi

Dr.Paul Ruskin, öğrencilerine yaşlanmanın psikolojik belirtilerini öğretirken onlara şu olayı okur :
” Hasta ne konuşuyor, ne de söylenenleri anlıyor. Bazen saatlerce anlaşılmaz şeyler geveliyor. Zaman, yer ya da kişi kavramı yok. Yalnız, nasıl oluyorsa, kendi adi söylendiğinde tepki veriyor. Son altı aydır onun yanındayım, ne görünüşü için bir çaba sarf ediyor ne de bakım yapılırken yardımcı oluyor. Onu hep başkaları besliyor, yıkıyor ve giydiriyor. Dişleri yok, yiyeceklerin püre halinde verilmesi gerekiyor. Gömleği salyalarından dolayı sürekli leke içinde. Yürümüyor. Uykusu düzensiz. Gece yarısı uyanıp çığlıklarıyla herkesi uyandırıyor. Çoğu zaman mutlu ve sevecen, fakat bazen ortada bir sebep yokken sinirleniyor. Biri gelip onu yatıştırana kadar da feryat figan bağırıyor. Bu olayı okuduktan sonra, Dr. Ruskin öğrencilerine böyle birinin bakımını üstlenmek isteyip istemediklerini sorar. Öğrenciler bunu yapamayacaklarını söylerler. Ruskin, kendisinin bunu büyük bir zevkle yaptığını ve onların da yapması gerektiğini söyleyince öğrenciler şaşırırlar. D aha sonra Ruskin hastanın fotoğrafını dolaştırmaya baslar. Fotoğraftaki doktorun altı aylık kızıdır.

Vadesiz yargı da kişiler, nesnel değerlere göre karar vermekteler, sorun kişinin bu değerleri kendi doğru değerleri ile karşılaştırıp eşleştirememesinden kaynaklanmaktadır. Bu da yanlış kararları ve yargıları ortaya çıkarmaktadır. Hele bir de buna göre bir sonuca varıp bir fiil oluşuyorsa vay halimize.

Yaşlı kadın doktora gider. –Doktor bey, gaz şikayetim var ancak çokta rahatsız değilim, çıkardığım gazın ne sesi var ne de kokusu. Odanıza girdiğimden beri en az yirmi kez çıkardım, farkına bile varmadınız, der. Doktor -Tamam teyzeciğim, bu hapları alın gelecek hafta sizi tekrar göreyim, der. Yaşlı kadın bir hafta sonra geri gelir, yüzünden düşen bin parçadır. Doktorun odasına girer. – Doktor bey, verdiğiniz hapları bir haftadır içiyorum, gazım yine sessiz yalnız bu haplar gazımı çok kötü kokuttu, diye şikayet eder. Doktor sakince. Çok güzel, burnunuz düzelmiş şimdi sıra kulaklarınızda, diye cevap verir.

“ Önyargıları parçalamak, atomu parçalamaktan zordur” Albert Einstein…

Vadesiz yargısız günler dileklerimle…

040120132339476149390_2

Share on Facebook

Kategoriler

Popüler Konular

Rastgele Konular

iletişim

webmaster@thecitydergisi.com